ADD Üyeleri Kahvaltıda Bir Araya Geldi

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Gümüşhacıköy Şube Başkanlığı tarafından Birlik ve Dayanışma Kahvaltısı düzenlendi. Etkinlikte ADD üyeleri ve Atatürk Sevdalıları bir araya geldi.

Bir Restoran da gerçekleşen kahvaltı programına, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Mustafa Hüsnü Bozkurt, Genel Başkan Yardımcısı Özgür Çınar, İlçemiz Belediye Başkanı Zehra Özyol, Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Başkanı Hasan Topal, Atatürkçü Düşünce Derneği Gümüşhacıköy Şube Başkanı Yaşar Akça ve Dernek üyeleri katıldı.

Atatürkçü Düşünce Derneği Gümüşhacıköy Şube Başkanı Yaşar Akça, hepimiz biliyoruz ki Türkiye’nin üzerinde bir karabulut çökmüş ve sıkıntılı günler yaşıyoruz. İnşallah bu günleri de aşacağız ADD Genel Başkanımız Mustafa Hüsnü Bozkurt beye ve bizleri kırmayarak kahvaltımıza katılanlara teşekkür ederim dedi.

Atatürkçü Düşünce Derneği Gümüşhacıköy Şubesi tarafından düzenlenen kahvaltı programına katılanlara teşekkür eden Belediye Başkanı Zehra Özyol konuşmasında; Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Mustafa Hüsnü Bozkurt, Genel Başkan Yardımcısı Özgür Çınar ve yetkilere ilçemize hoş geldiniz diyorum dedi.

Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Mustafa Hüsnü Bozkurt yaptığı konuşmada;

Biz 8 aydır Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı olarak tüm Türkiye’yi dolaşıyoruz. Bu hafta da Gümüşhacıköy’deki şubemizin kahvaltı etkinliğine katıldık. Buradan da Amasya ve Tokat şubelerimizi ziyaret edeceğiz. Türkiye’yi dolaşmamızdaki amacımız yurttaşlarımız ile buluşmak. Türkiye’nin yaşadığı sorunlar konusunda fikir alışverişinde bulunmak, ülkemizin her yerine gitmeye çalışıyoruz. Çünkü Atatürkçü Düşünce Derneği 331 şubesi 60 bine yakın üyesiyle Türkiye’nin en büyük demokratik kitle örgütü. Bizde hem gidip şubelerimizi yerlerinde görerek şube başkanlarımız ve yöneticilerimiz ile buluşup tanışmayı arzu ediyoruz hem de gittiğimiz yerlerdeki yurttaşlarımızla ülkemizin sorunları hakkındaki düşüncelerimizi paylaşmak için bu ziyaretlerimizi yapıyoruz.

Bizim Görüşümüz şu Türkiye çok uzun zamandır çok yanlış yönetiliyor. Bunu siyasi olarak söylüyor değilim. 50 yıllık hekim olan iyi kötü okumuş yazmış Türkiye’yi de tanıyan gerek askeri gerek özel gerekse kamu hekimliği yapmış olan yurttaş olarak gördüğüm sanayiden teknolojiye, tarımdan hayvancılığa, eğitime, sağlıktan dış politikaya her alanda Türkiye çok ciddi bir sıkıntı içinde. Buna bizim Atatürkçü Düşünce Derneği olarak aklımızın erdiği çözüm Türkiye’nin yeniden Cumhuriyetin kuruluş felsefesine dönmesidir. Tabiî ki bunu söylerken 1923 koşulları geçerli değil. Belli doğrular değişmedi su yine 100 derecede kaynıyor. Rüzgar esince yaprak kımıldıyor. Bunlar doğal olaylar gibi belli doğrular da değişmiyor. Türkiye dış politikada bölge merkezde mütekabiliyet esaslı büyük devletlerle doğru ilişkiler kurabilen ve ülkesinin önder ülkelerden biri olmalıdır. Türkiye böyle kuruldu. Mustafa Kemal Atatürk döneminde Türkiye o yok yoksul halinde bile sırtında 400 milyar dolar borçlarına rağmen 11 senelik savaşlarla yanmış yıkılmış Anadolu karasında tek bir fabrika bacası tütmüyorken ve en iyi yetişmiş evlatlarını savaş meydanlarında bırakmışken 10 yıl içerisinde uçak üretip ihracat eden kendi buğdayını, şekerini, tekstilini, demir çeliğini silahını yapabilen ülke durumuna geldi. Bunu bu millet yaptı. Atatürk önderliğinde doğru bir liderlikle doğru bir kadrolaşma ve doğru yol haritasıyla bunu başardık. 600 yıllık Osmanlı imparatorluğu Anadolu halkının sadece %3’unu okuryazar yapabilmişti. Atatürk 1928’de harf inkılâbını, 1930 da dil devrimini gerçekleştirdi sadece 10 yıl içerisinde 1938’e kadar %20sini okuryazar edebildi. Şuanda %100 okuryazar ülkemiz. Bütün bunlara bakarak Türkiye’nin çok yanlış yönetildiğini sanayi üretiminden koptuğunu tarımsal üretimin gerilediğini hayvancılığın bittiğini ileri teknolojili ürün üretme kapasitesinin % 3 le sınırlı kaldığını görüyoruz. Bunlar devletin rakamları. Eğitimde felaket durumdayız. Türkçe okuduğunu anlamada 52 ülke arasında 43’üncü Türkiye. Hukuk devleti ortadan kalmış durumda yargıya güven neredeyse sıfırlanmış durumda. Ordunun komuta bütünlüğü kalmamış durumda. Bu gün 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 20 bin lira. Asgari ücret 4 bin lira 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 6 bin 400 lira ortalama öğretmen maaşı 6 bin lira bizim öğretmenlerimiz açlık sınırında yaşıyorlar. Bunlar devletin verdiği rakamlar. Bu yanlış yönetimin sonucu. Türkiye ve Türk milleti yoktan her şeyi var edebilmişken bu gün varlık içinde yokluk çekiyor. Tarımsal üretimimiz geriledi. Ben Konya da yaşıyorum, sadece Konya ovasının buğday üretimi Türkiye’yi doyurabilecekken Konya’daki un fabrikalarında Rus buğdayı işleniyor. 1940’larda bu ülkenin insanı çok çalışkandı da şimdi tembel olmuş değil öyle bir şey yok. İşi ehline vermiyoruz. Liyakat devletten yok oldu. Cumhuriyet kurulduktan 40 yıl içinde tamamen liyakat esaslı olan devlet memuru alımı bugün artık liyakat tan kopup ahbap çavuş ilişkileri ile yürür durumda. Yıllarca üniversite sınav soruları, KPSS sınav soruları çalındı. Bunlar bilinmeyen şeyler değil. Sevgili Gümüşhacıköylü arkadaşlarım Anadolu’nun her yerini dolaşıyorum. Her yerde aynı sorun. İşinin ehli bir insana iş verdiğiniz zaman anında belli oluyor. Temizlik işçisi işini severek yapıyorsa o yol pırıl pırıl oluyor. Severek yapmıyorsa yarısını yola dokuyor yarısını arabanın içene döküyor, dağıtıp gidiyor. Doktor eğer işini seviyorsa bilimsel gelişmeleri izliyorsa hastasına yararlı oluyor. Eğer ehli değilse hastayı kaybediyor. Bu bir süreç Türkiye bunu kaybetti. AKP’li, MHP’li, CHP’li, İYİ Partili, olmakla ilgili değil söylediğim ben Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanıyım benim derneğim siyasetin dışında partilerle bir işimiz yok. Fakat siyasetin tam içindeyiz. Hayatın kendisidir siyaset. Gittiğim yerde bunu anlatırım devlette liyakat, üretimde akıl, eğitimde bilim, laik bilimsel eğitim olacak. Dindar ve kindar nesil yetiştireceğim dersen bu ülkenin çocuklarına yazık edersin sadece ülkenin çocuklarına değil ülkenin geleceğine yazık edersin. Dünya hızla değişiyor. Bugün robotik cerrahiyle tanıştı adam New York’ta oturuyor, Bangladesh’deki çocuğu ameliyat ediyor. Dolayısıyla dünya bu kadar hızla değişirken bizim çocuklarımızı vay dindar kindar nesil yetişmez. Kimse dinini öğrenmesin diyen yok. Yüce Allahın vahi ettiği Kuranı Kerim 1400 yıldır değişmeden orada duruyor. Kuranı Kerim dediğimiz 6666 ayet, 114 sure, 33 cüz bilinmeyen ne var. Ne diyor Kuranı Kerim hırsızlık etme, cana kastetme, harama el sürme yalan söyleme bunları bilmek için dindar ve kindar nesil yetiştirmemize gerek yok. Her Anadolu insanı evladını aman çocuğum harama bakma, aman evladım yalan söyleme, aman çocuğum evlatlarının boğazından helal lokma geçir diyerek büyütür. 72 yaşındayım ben ne kendimin nede çocuklarımın boğazından haram lokma geçirmedim. Günah olur diye değil ahlak gereği geçirmedim. Çocuklarımızı bilimsel bilgi ile donatmalıyız. Bu düzeni değiştirmezsek buradan çıkış yok. Düne kadar 15 Temmuz’un sponsoru dediğin Birleşik Arap Emirlikleri Emiri’yle can ciğer oturursun düne kadar katil dediğin ey ayağı terlikli Allahın Bedevisini hava alanında karşılarsın üç kuruş para için. Bu Cumhuriyet kuruldu. Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyetin Kurucu Devrimci kadroları kör kuruş dış borç almadan tam 49 tane ağır sanayi fabrikası kurdu. Bütün dünyaya kalkınmanın nasıl olacağını gösterdi. 1923-1938 arasında Türkiye’nin kalkınma hızı %115 böyle bir örnek dünyada yok. Bu millet bunu alnının teri ile yaptı. Doğru liderlik, doğru kadrolar, doğru yol haritası, bir tek ne var bu devleti kuran adamlar bu devletin hamurunu kararken o hamurun içene maya kattılar. O mayanın adı namus. Namuslu olacaksın. Namusu kaybettik. Türkiye bundan tam 50 sene önce 1972 de dünyanın en büyük 17. ekonomisiydi bugün 22. büyük ekonomi. 85 milyonluk Türkiye, 5 milyonluk Finlandiya kadar milli sarfı üretemiyorsa oturup bunu düşünmemiz lazım.

İster AKP’li olsun, İster MHP’li olsun, İster CHP’li olsun, İYİ Partili olsun partili ayırmadan hiç kimseye hangi partidensin diye sormuyorum. Tek yol Atatürk’ün yoludur. Atatürk’ün dediğimiz yolda mucize falan da değildir, aklın ve bilimi yol gösterir. Bu günün bilimi neyi gerektiriyorsa onu yapalım. Korona Salgını oldu ne yaptık. Herkes koşup aşı oldu. Çin’den Almanya’dan aşı aldık. 1920’lerdeki Türkiye Refik Saydan Sağlık Bakanı Aşı laboratuar kurdu. Türkiye de 12 milyon nüfusun 6 milyonu sıtma ve çeşitli hastalıklarla boğuşuyordu. Kendi aşımızı ürettik 17 ayrı aşıyı ürettik hem kendi insanımızı kurtardık 1938 de koleradan kırılan Çin’e 1 milyon doz kolera aşısı hibe ettik. 70 sene sonra Çin’den kovid aşısı alıyoruz. 1920’li yıllarda Türk insanı çok üstün zekalıydı da birden bire geri zekalı olduda aşı üretemez hale geldi.

Portakal satarak, pamuk satarak, incir satarak, üzüm satarak fabrikalar kurduk. Şimdi fabrikalar satıp fasulye, mercimek, buğday, pirinç alıyoruz. Aynı anda 4 mevsimin yaşanabildiği dünyanın en bereketli topraklarının yurttaşlarıyız. Dünyanın en bereketli coğrafyası bu coğrafya. Bizleri bir araya getiren Gümüşhacıköy Şube Başkanı ve yöneticilerimize huzurlarınızda teşekkür ediyorum dedi. Konuşmaların ardından çekilen hatıra fotoğrafı ile program sona erdi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.