15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Programı Düzenlendi

     İlçemizde “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma” etkinlikleri kapsamında hain darbe girişiminin 4. Yıldönümü dolayısıyla anma programı gerçekleştirildi.

Cumhuriyet meydanında düzenlenen programda Vatandaşlar Türk bayraklarıyla bir araya gelerek tüm şehitleri andı.

            Saygı duruşu ve İstiklal Marşının hep bir arada söylenmesinin ardından  Müftü Cami İmam-Hatip Sadık Acar  tarafından Kur’an-ı Kerim Tilaveti okundu.

            Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ulusa seslenişi ile başlayan program, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü anma etkinlikleri çeşitli sinevizyon gösterileri ve Müftülük Din Görevlilerinin söylediği İlahi ve dualarla devam etti.

Belediye Başkanı Zehra Özyol Milli ve manevi duygularını en üst düzeyde yaşayan milletimizin hainlere cevabını verdiğini ve güçlü Türkiye Cumhuriyetinin bayrağımız altında hep birlikte, beraberce ve kardeşçe yaşanacağını ifade etti.

Başkan Özyol Konuşmasında Nazlı, nazlı dalgalanan ay yıldızlı bayrağımızın altında birlik ve beraberlik içinde kardeşçe yaşamayı nasip etsin yüce Allah.

Çok kıymetli hemşehrilerim bu gün 15 Temmuz demokrasimize, Cumhuriyetimize, Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı darbe girişimini kınıyorum, lanetliyorum. Terör nereden gelirse gelsin terörü lanetliyorum. Biz beraberce yaşamayı istiyoruz buna söz verdik. Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir bir kez daha sizlerin huzurunda söylüyorum. Vatanımız için, Bayrağımız için canını veda eden aziz şehitlerimizi saygıyla, rahmetle anıyorum dedi.

İlçe Müftüsü Adem Ayrancı, yaptığı konuşmada; 

Biraz önce Yavrularımız söyledikleri şiir ve kompozisyonda verilmesi gereken mesajı verdiler,bize bir şey kalmadı,  ama izninizle kürsüye çıkmış iken sizlerle bir şeyler paylaşmak istiyorum. Biz analarımızı, babalarımızı severiz, biz eşlerimizi, çocuklarımızı severiz, biz Akrabalarımızı, dostlarımızı, komşularımızı, ahbaplarımızı severiz. Ama söz konusu iman ve vatan olduğunda her şeyden de vaz geçmesini biliriz.

            Çünkü biz bilip ve inanırız ki yeri ve zamanı geldiğinde uğruna veda edecek değerleri olmayanların yaşamalarının ve yeryüzünde hareket eden ölü misali arzu etmelerinin de bir anlamı yoktur, dolayısıyla biz rahmetli Şeyh Edebali’nin Osman Gaziye etmiş olduğu evladım Bilesin ki: atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler! Nasihatini her birilerimiz kendimize yapılmış bir nasihat olarak algılarız.

             Bizleri ve nesillerimizi rabbim bu iman, bu şuurdan ayırmasın inşallah. Bu merasime bu güzellikleri katan her bir birlerinden kıymetli yavrularımıza teşekkür ediyorum. Bu yavrularımıza emek veren analara, babalara, ailelerine teşekkür ediyorum. 3 gün gibi kısa bir sürede bu programı hazırlamak için gerçekten çok gayret gösteren hocalarımıza teşekkür ediyorum, davetimizi kırmayarak programımıza katılan protokol üyelerine ve vatandaşlarımıza teşekkür ederim dedi.

İlçe Kaymakamı Mehmet Deniz Arabacı Konuşmasında; 15 Temmuz 2016 gecesi saat 22.00 sıralarında İstanbul ve Ankara’nın ana caddelerinde tankların boy göstermesi ve İstanbul’da Boğaziçi Köprüsünün (yeni adıyla 15 Temmuz Şehitler Köprüsü) tank ve askerî araçlarla trafiğe kapatılması, helikopter ve F-16’ların kentler üzerinde ses duvarını aşacak şekilde alçak uçuşlara başlamaları Türkiye’nin darbe geleneğinde birçok açıdan ilklerin yaşanacağı yeni bir süreci başlatmıştır.

            TRT Ankara stüdyolarına baskın düzenleyen darbeci askerlerin saat 00.13’te haber spikerine zorla okuttukları bildiri pek çok vatandaş için bilinen bir içeriğe sahipti. 1960 ve 1980 darbelerinde olduğu gibi darbeciler yine Atatürk’ün kurduğu rejimin tehlikeye düşmüş olduğunu, ülkeyi kurtarmak amacıyla demokrasiye müdahale edildiğini, uluslararası anlaşmalarla belirlenmiş taahhütlere bağlı kalınacağını, yeni bir anayasa hazırlık sürecinin başlatılacağını ve bu amaçlarla ülke genelinde sıkıyönetim ilan edildiğini, ikinci bir emre kadar yine ülke genelinde sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini açıkladılar.

            Bu bilindik ifadeler birçok insan için yeni bir karanlık dönemin başlangıcı anlamına gelmekteydi. Daha Cumhurbaşkanı Erdoğan ekranlara çıkıp vatandaşları darbeye karşı direnişe çağırmadan önce birçok insan, kendiliğinden sırf darbecilerin isteklerine karşı olduklarını, sokağa çıkma yasağını tanımadıklarını göstermek için evlerinden çıkarak yollarda yürümeye başladılar. Halkın daha başlangıçta darbenin meşruiyetini tanımayarak direniş göstereceği sinyalini açık bir biçimde vermesi, Türkiye siyaseti açısından bir ilktir.

            Diğer darbelerden ikinci farkı başından itibaren darbecilerin kimliklerini halktan saklamaya çalışmaları olmuştur. Gerek 1960, gerek 1980 askerî darbelerini yapanlar, yine 1971 muhtırasını verenler ve 28 Şubat sürecini yönetenler açıkça kimliklerini ortaya koyan ordu mensupları idi. 1960 müdahalesinde Albay Türkeş, bildiriyi bizzat radyoda kendisi okumuştu. Bunun dışındaki tüm doğrudan ve dolaylı müdahalelerde komuta kadrosu isimlerini sürecin her aşamasında açıklamışlar ve sorumluluğu üstlenmişlerdi. 15 Temmuz gecesi ise “Yurtta Sulh Konseyi” adı dışında halka, hiçbir isim ve komuta süreci ne açıklanmış ne de kendini göstermiştir.

Ayırt edici üçüncü fark ise darbecilerin ülke demokrasisinin meşru kurumlarına ve direnen halka açık ve kanlı bir saldırıya girişmiş olmalarıdır.

            15 Temmuz darbe girişiminde darbeciler, ülke demokrasisini temsil eden kurumsal yapılara ve darbeye direnen halka karşı kaba, kanlı, orantısız açık bir saldırı gerçekleştirmişlerdir. Ülkenin seçime dayalı iki kurumuna Cumhurbaşkanlığı makamına ve Meclise karşı ve bu iki makamın meşruiyetini sağlayan halka karşı, kısaca millete dayanan ne varsa yok edilmeye ve sindirilmeye çalışılmıştır.

            15 Temmuz gecesinde başta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlı tavrı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde toplanan milletvekillerinin partiler üstü mutabakatı, bu kurumlara meşruiyetini veren Türk milletinin sabaha kadar süren direnişi darbe girişiminin başarısızlığa uğratılmasının temel, belki de yegâne nedenidir. Bu direniş yalnızca demokrasi tarihimiz açısından parlak, yeni bir sayfanın açılmasına kapı aralamamış, aynı zamanda Türkiye’de asker – devlet, darbeler – demokrasi ilişkilerinin yeniden tanımlanmasına yönelik analitik yaklaşımların geliştirilmesi zorunluluğunu da beraberinde getirmiştir.

            Demokratik rejimi yıkmayı ve ülke yönetimini bütünüyle ele geçirmeyi hedefleyen bu kalkışma çok süratli bir şekilde seferber olan kuvvetli ve diri bir demokratik refleksle püskürtülmüştür. Bu refleks, büyük bir toplumsal mutabakat halinde Türkiye’nin her bir köşesinde kendisini ortaya koymuştur.

            Darbe girişiminin ilk anlarından itibaren gençlerimiz, tüm farklılıklarını bir tarafa bırakarak, darbecilere karşı yekvücut oldu. “Şehadete gidiyoruz” diyerek meydanlara koşan kahraman gençlerimiz, ellerindeki onca ağır silaha, tanka, bombaya, uçağa rağmen FETÖ’cü hainleri hezimete uğrattı. Yakın tarihimizin en büyük ihaneti, milletimizin kararlılığı sayesinde verimsiz kaldı.

            Kurtuluş Savaşında, Çanakkale’de, Dumlupınar’da destan yazdığımız gibi, vatan söz konusu olduğu zaman yine, 15 Temmuz’da olduğu gibi emniyet ve silahlı kuvvetler içerisinde bu oyuna gelmeyen şanlı mensuplarla birlikte bu tür planları her zaman boşa çıkarmıştır. Bizlerin bu oyunları iyi görmesi, kendimize çeki düzen vermemiz, yaşananlardan ders çıkarıp bizden sonraki nesillere de en güzel şekilde aktarmamız gerekmektedir.

            Bizim üzerimize düşen görev vatan için, millet için, demokrasi için bu fedakarlığı yapan aziz şehitlerimizi daima bilincimizde, ruhumuzda yaşatmaktır. İlçemiz vatandaşlarımızdan Ümit Çoban, darbeci askerler tarafından açılan ateş sonucu vuruldu ve külliye yakınlarındaki ilk şehitlerden biri oldu.  Gümüşhacıköy’ de şehitlerimizin anısını yaşatmak üzere okullarımıza, yurtlarımıza isimlerini verdik. Şehitlerimiz bizim emanetimizdir.

            Bu duygu ve düşüncelerle başta Mustafa Kemal ATATÜRK, 249 Şehidimizi ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, tüm gazi ve şehitlerimize minnet duygularımı sunuyorum. Tekrar 15 Temmuzların yaşanmaması temennisiyle, şahsım ve ilçem adına bu güzide topluluğa 15 Temmuz Şehitlerini Anma, Demokrasi ve Milli Birlik Günü programına katılım ve katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.

            15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen yarışmalarda dereceye giren öğrencilerin eserlerini seslendirmelerinin ardından, ilahi dinletileri ve sinevizyon gösterileri sahne aldı.

Pandemi tedbirlerinin uygulandığı programa, Kaymakam Mehmet Deniz Arabacı, Belediye Başkanı Zehra Özyol, Cumhuriyet Savcısı İlker Bingöl,  İlçe Jandarma Komutanı Aziz Bektaş Kaymak, Emniyet Müdür vekili Sezgin Çelik, İlçe Müftüsü Adem Ayrancı,  siyasi parti ilçe başkanları,  Sivil toplum örgüt temsilcileri, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı. 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir